Ben bir Yakub idim kendi hâlimde,
Mevlâ’nın ismi var idi dilimde.
Aldırdım Yusuf’u Kenan ilinde,
Ağlar Yakub ağlar, Yusuf’um deyu.
Kaybettim Yusuf’u Kenan ilinde,
Ağlar Yakub ağlar, Yusuf’um deyu.
Akardı Yakub’un gözünün yaşı,
“Ah!” çektikçe eritir o dağı, taşı.
Yusuf’u kuyuya attı kardeşi,
Ağlar Yakub ağlar, Yusuf’um deyu.
Attılar kuyuya şehit kastına,
Cebrâil yetişti Mevlâ dostuna.
İhlâs ile çıktı suyun üstüne,
Ağlar Yakub ağlar, Yusuf’um deyu.
Yusuf’un gömleğin al kan ettiler
Kurtlar yedi diye bühtan ettiler
Yusuf’u götürüp bilmem nettiler
Ağlar Yakub ağlar, Yusuf’um deyu.
Kenan’ın kurtları toplanıp geldi,
“Biz yemedik” diye içtiler andı.
Yakub’un feryadı arşa dayandı,
Ağlar Yakub ağlar, Yusuf’um deyu.